Sie sind vermutlich noch nicht im Forum angemeldet - Klicken Sie hier um sich kostenlos anzumelden Impressum 
(Islam ist “Frieden, Reinheit, Hingabe” und “Gehorsam”) "Der Mensch ist Richter über die Worte die er noch nicht ausgesprochen hat und Gefangener seiner Worte nachdem er es ausgesprochen hat." Hazreti Ali 7.Jh & 'Daß du das Band knüpfst zu dem, der es zerreßt; daß du verzeihst dem, der dir Unrecht tut; daß du gibst dem, der dich beraubt."(Der Prophet Muhammed sallallahu 'aleihi wesellem)
Sie können sich hier anmelden
Dieses Thema hat 1 Antworten
und wurde 767 mal aufgerufen
 Tikla!Hadisler oku..
Kemal06 Offline

Mitglied

Beiträge: 559

12.06.2007 16:08
Allahin görülmesinin nasil oldugunun bilinmesi antworten

Ebu Hureyre'nin (r.a.) haber verdiğine göre:
İnsanlar Allah Resulü'ne (a.s.) hitaben: Ey Allah'ın Resulü! Biz Kıyamet gününde Rabbimizi görür müyüz? diye sordular. Allah Resulü (a.s.): "Dolunay olduğu gece, onu görmek için itişip kakışır, birbirinize zarar verir misiniz?" buyurdu. Hayır, Ey Allah'ın Resulü! dediler. Tekrar; "önünde hiç bir bulut yokken güneşi görmekte birbirinize zarar verir misiniz?" diye sordu. Hayır, Ey Allah'ın Resulü! dediler. Allah Resulü şöyle buyurdu: "İşte sizler onu böyle göreceksiniz." Kıyamet gününde Allah insanları toplar ve: "Her kim neye tapıyorduysa onun ardına düşsün" buyurur. Artık güneşe tapıyor olan güneşin, aya tapıyor olan ayın, tağutlara tapıyor olan tağutların ardına düşer. Yalnız bu ümmet, içlerinde münafıkları da olduğu halde (yerinde durup) kalır. Allah Tebareke ve Teala onlara evvelce tanıdıklarından başka bir surette gelir ve: "Ben sizin Rabbinizim" buyurur. Onlar (Rablerini o tecelli ile tanıyamadıkları için): Senden Allah'a sığınırız. Rabbimiz bize gelinceye kadar bizim yerimiz burasıdır. (Yerimizden ayrılmayız). Rabbimiz bize geldiğinde biz onu tanırız, derler. Allah Teala bu defa onlara tanıdıkları surette gelip: "Ben Rabbinizim" buyurur. Onlar da: Sen bizim Rabbimizsin derler ve ona tabi olurlar. Cehennemin de ortasına Sırat (yani köprü) kurulur. Onun üzerinden ilk geçenler ben ve ümmetim olur. O gün Peygamberlerden başka hiç bir kimse tekellüm edemez. Peygamberlerin de o günkü duaları: Ey Allahım! Selamet ver, selamet ver (den ibaret) olur. Cehennemde Sa'dan dikenlerine benzer dikenler vardır. (Efendimiz) Sa'danı hiç gördünüz mü? diye sordu. Evet Ey Allah'ın Resulü! dediler. Allah Resulü (a.s.): İşte o çengeller Sa'dan dikenleri gibidir. Ancak şu var ki ne kadar büyük olduklarını yalnız Allah bilir. İşte bunlar insanları (kötü) amellerinden dolayı kapıp alırlar. İnsanlardan mümin olanların kimi ameli sayesinde kurtulurken, kimi de Allah onları kurtarıncaya kadar cezalandırılır. Nihayet Allah, kullar arasında kazayı icra edip de sırf rahmetinden olarak Cehennemliklerden dilediklerini Cehennemden çıkarmayı irade ettiğinde meleklere; la ilahe illallah diyenler arasından Allah'ın merhamet buyurmak istediklerinden Allah'a bir şeyi ortak kılmamış olanları Cehennemden çıkarsınlar diye emredecektir. Melekler bunları Cehennemde secde eseriyle tanırlar. Ateş, Adem oğlunun secde izinin yeri dışında her şeyini yer bitirir. Allah secde izini yemeyi ateşe haram etmiştir. Bunlar ateşten yanmış olarak çıkarılırlar. Üzerlerine hayat suyu dökülür ve o su sebebiyle sel uğrağında biten bitki gibi yeniden biterler. Yüce Allah'ın kulları arasında hükmünü sona erdirir. Ancak yüzü ateşe dönük bir kimse kalır. O, Cennete girişi itibariyle, Cennet ehlinin sonuncusudur. O kimse: Ey Rabbim! Yüzümü ateşten döndür, zira kokusu beni zehirleyip duruyor, alevi de beni yakıp duruyor, der. O kimse, Allah'ın dilediği kadar, Allah'a sürekli olarak dua eder. Sonra Şanı Yüce Allah ona: Bu senin dediğini sana yaparsam, acaba ondan başkasını ister misin? buyurur. O kul: Senden, bundan başkasını istemem, der ve Rabbine, Allah'ın dilediği kadar, birçok sözler ve yeminler verir. Bunun ardından Allah onun yüzünü ateşten çevirir. Yüzünü Cennete doğru çevirip Cenneti gördüğü zaman, Allah'ın dilediği kadar sustuktan sonra: Ey Rabbim! Beni Cennetin kapısına yanaştır, der. Bunun üzerine Allah ona: Evvelce sana verdiğimden başka bir şey istemeyeceğine sözler ve yeminler vermiş değil misin? Yazıklar olsun! Ey Adem oğlu! Ne kadar gaddarsın! buyurur. O kul: Ey Rabbim! der ve Allah'a devamlı dua eder. Nihayet Allah ona: Bunu sana versem başkasını ister misin? der. Kul: İzzetine yemin olsun ki hayır der. Ve Rabbine Allah'ın dilediği kadar sözler ve yeminler verir. Sonunda Rabbi onu Cennet kapısına yaklaştırır. Cennet kapısı üzerinde durduğu, Cennet ona açıldığı, içindeki hayırları ve sevinci gördüğü zaman Allah'ın dilediği kadar susar. Sonra: Ey Rabbim! Beni Cennete sok, der. Yüce Allah ona: Verdiğimden başkasını istemeyeceğine sözler ve yeminler vermiş değil misin? Allah layıkını versin! Ey Adem oğlu! Sen ne sözünde durmaz kimse imişsin, der. O kul: Ey Rabbim! Yaratıklarının en kötü talihlisi ben olmayayım, der ve Allah'a devamlı surette dua eder. Nihayet şanı yüce Allah ona güler. Allah ona gülünce: Cennete gir, der. Kul Cennete girince Allah ona: Temenni et, buyurur. O da Rabbinden istek ve temennide bulunur. Nihayet Allah ona: Şunu da bunu da (diyerek) istenecek şeyleri muhakkak kendisine hatırlatır, nihayet dilediklerinin hepsi kesilince Allah Teala: "Bunların hepsi ve daha bir o kadarı senindir," buyurur.

O Allah führe mich auf dem Weg der Weisen!

Kemal06 Offline

Mitglied

Beiträge: 559

12.06.2007 16:14
#2 RE: Allahin görülmesinin nasil oldugunun bilinmesi antworten

Ebu Saîd Hudrî'nin (r.a.) anlattığına göre:
Allah Resulü'nün (a.s.) zamanında bazı insanlar: Ey Allah'ın Resulü! Kıyamet gününde Rabbimizi görür müyüz? diye sordular. Resulüllah: Evet, dedi ve devamla: "Güneşi öğleyin, önünde hiç bulut yokken görebilmek için izdiham edip, birbirinizle itişir misiniz? Dolunayı, bulutsuz bir gecede görmek için izdiham edip, birbirinizle itişir misiniz?" diye sordu. Hayır, Ey Allah'ın Resulü! dediler. Allah Resulü: "İşte bu iki küreden herhangi birisini görmekte birbirinize sıkıntı vermediğiniz gibi, Kıyamet gününde Yüce Allah'ı görmekte de birbirinize sıkıntı ve zarar vermezsiniz." Kıyamet günü olduğu zaman bir nida edici: "Her ümmet neye ve kime tapıyorduysa peşine düşsün," diye ilan eder: Bunun üzerine münezzeh Allah'tan başka şeylere, putlara ve heykellere tapagelen ne kadar müşrik varsa, onlardan hiç biri geri kalmaksızın Cehenneme dökülürler. Artık gerek iyiden ve gerek facirden, gerek Ehl-i Kitap bakiyelerinden olarak ortalıkta yalnız Allah'a tapanlardan başka kimse kalmayınca, Yahudilerden geri kalanlar çağrılır ve onlara: Siz kime ibadet ederdiniz? diye sorulur. Onlar: Biz Allah'ın oğlu zeyr'e tapıyorduk, diye cevap verirler. Bunun üzerine bunlara: Yalan söylediniz, Allah hiç bir eş ve oğul edinmedi, denilir. Şimdi siz ne istersiniz? diye sorulur. Ey Rabbimiz! Biz çok susadık. Bize su ihsan et, derler. Bunun üzerine onlara: Haydi su başına gelmez misiniz? diye işaret olunur ve Cehenneme doğru sevk edilirler. Cehennem onlara serap gibi görünür. Onlar birbirlerini çiğneyerek giderken ateşe dökülürler. Sonra Hıristiyanlar çağrılır, onlara da: Siz kime kulluk ederdiniz? diye sorulur. Onlar da: Allah'ın oğlu Mesih İsa'ya ibadet ediyorduk, derler. Onlara da: Yalan söylediniz. Allah hiç bir eş ve hiç bir oğul edinmedi, denir. Onlara da ne istiyorsunuz? diye sorulur. Onlar: Çok susadık, ey Rabbimiz! Bize su ihsan et, derler. Kendilerine: Haydi suya gelmez misiniz, diye işaret edilir. Nihayet Cehenneme doğru toplanırlar. Cehennem onlara bir serap gibi görünür. Birbirlerini ezerek Cehenneme düşüşürler. Artık ortada sadık veya facir olarak Yüce Allah'a ibadet eden muvahhidlerden başka kimse kalmayınca, alemlerin Rabbi Allah (c.c.) onlara, orada gördükleri en yakın bir sıfatta tecelli eder ve bu muvahhidlere: Ya siz ne bekliyorsunuz? Her ümmet ibadet ettiği şeyin ardına düşüyor, buyurur. Onlar da: Ey Rabbimiz! Biz dünyada iken, kendilerine en çok muhtaç olmamıza rağmen bu insanlardan ayrı yaşadık ve onlar ile arkadaşlık etmedik, derler. Bunun üzerine: Ben sizin Rabbinizim, buyurur. Onlar: Biz senden Allah'a sığınırız (iki yahut üç defa da) Allah'a hiç bir şeyi ortak koşmayız, derler. Hatta bir kısmı (cereyan eden imtihanın şiddetinden dolayı haktan) dönecek duruma yaklaşır. Sizinle o (Rabbiniz) arasında bir alâmet var mı ki bunun sayesinde onu tanıyabilesiniz, der. Onlar: Evet, derler (O Sak'tır). Sak'ın bir kısmı açılır, yürekten Allah'a secde eder olanların hiç biri kalmaksızın Allah onların her birine secdeye izin verir. Gizlenme veya riya olarak secde eder olanlardan her birinin sırtını Allah muhakkak tek bir tabaka hâline getirir. Secde etmek istedikçe ensesi üzerine düşer. Sonra başlarını kaldırırlar. İlk defa görmüş oldukları suret (sıfat) değişmiş olarak: Ben sizin Rabbinizim, der. Onlar da: Bizim Rabbimiz sensin, derler. Sonra Cehennem üzerine bir köprü kurulur ve şefaate izin verilir. Halk: "Ey Allahım! Selamet ver, selamet ver, diye dua eder durur." Ey Allah'ın Resulü! Köprü nedir? diye sorulduğunda: Kaypak ve kaygan bir şeydir. Orada kancalar, çengeller ve demirden dikenler vardır. Bunlar Necd'de bulunan ve Sa'dan denilen sert dikencikler hâlindedir. Müminler, kimi göz kırpacak kadar zaman içinde, kimi şimşek gibi, kimi rüzgâr gibi, kimi en iyi cins yürek at ve deve gibi süratle (köprüyü) geçerler. Müminlerden kimi sapasağlam olarak kurtulur. Kimi tırmıklar içinde perişan olmuş olarak salıverilir. Kimi de Cehennem ateşi içine sapır sapır düşer. Nihayet müminler ateşten kurtuldukları zaman, nefsim kudret elinde olana yemin ederim ki sizden hiç kimsenin, hakkı tamamıyla kurtarmak hususunda Allah'a yalvarıp yakarması, Kıyamet gününde müminlerden ateşte olan kardeşleri için Allah'a yalvarmaları kadar şiddetli olmaz. Onlar: Ey Rabbimiz! Bu kalanlar bizimle beraber oruç tutarlar ve haccederlerdi, derler. Onlara: Tanıdığınız kimseleri dışarı çıkarınız, onların suretleri ateşe haram edilir, denir. Artık bunlar kimi inciklerine, kimi de dizlerine kadar ateşe gömülmüş vaziyetteki pek çok halkı dışarı çıkarırlar. Sonra: Ey Rabbimiz! Cehennemde emrettiklerinden hiç kimse kalmadı, derler. Hak Teala: Geri dönün, kalbinde bir dinar ağırlığında iman, ve hakiki inanç olan her kimi bulursanız onu da çıkarınız, buyurur. Onlar yine pek çok halkı çıkarırlar. Sonra yine: Ey Rabbimiz! Cehennem içinde, emrettiklerinden hiç kimseyi bırakmadık, derler. Sonra Hak Teala: Dönünüz! Kalbinde yarım dinar ağırlığınca hayır olan her kimi bulursanız onu da çıkarınız, buyurur. Yine pek çok halkı çıkarırlar. Sonra tekrar: Ey Rabbimiz! Bize emrettiklerinden hiç bir kimseyi Cehennemde bırakmadık, derler. Sonra Hak Teala: Dönünüz! kalbinde zerre ağırlığınca hayır olan her kimi bulursanız onu da çıkarın, buyurur. Yine pek çok halk çıkarırlar. Sonra tekrar: "Ey Rabbimiz! Orada hayır sahibi olan hiç bir kimseyi bırakmadık, derler." Ebu Saîd Hudrî: Eğer bu söylediğim hadiste beni tasdik etmiyorsanız: Şüphesiz ki Allah zerre kadar haksızlık yapmaz, en küçük bir iyilik olsa, onu kat kat artırır. Ayrıca kendi katından da büyük mükâfat verir ayetini okuyunuz, derdi. "Bundan sonra Şanı Yüce Allah: Melekler şefaat ettiler, Peygamberler şefaat ettiler, müminler de şefaat ettiler. Şefaat etmedik bir Erhamu'r-Rahimin kaldı buyurur. Bundan sonra ateşten bir cemaati toplar ve dünyada iken hiç bir hayır işlemeyip de Cehennemde kömüre dönmüş birçok kimseleri çıkarır ve Cennetin yolları üzerinde olup Hayat Nehri adı verilen bir nehir içine onları daldırır. Bunlar sel kenarında çıkan yabani reyhan tohumları gibi çıkarlar. Görmez misiniz ki? Yabani reyhan bazen bir taş, yahut bir ağaç dibinde (gölgede bittiği de) olur. Güneşe doğru olanı sarı olur, yeşil olur, gölgede olanı ise beyaz olur." (Bunu işitince bazıları) Ey Allah'ın Resulü! Sanki sahrada çobanlık etmiş gibisiniz, dediler. Allah Resulü devamla şöyle anlattı: "Artık hayat nehrinden boyunlarında halkalar olduğu halde inci gibi güzel olarak çıkarlar. Cennet ahalisi onları bu alâmetle tanırlar. İşlenmiş hiç bir amelleri, önden gönderdikleri hiç bir hayırları olmadığı halde, Allah'ın Cennete soktuğu azatlıkları işte bunlardır, derler. Sonra Hak Teala onlara: Cennete giriniz! Gözünüzün görebildiği her ne varsa sizindir, buyurur. Onlar: Ey Rabbimiz! Sen alemlerden hiç kimseye vermediğini bize ihsan ettin, derler. Kendilerine: Size bundan da üstün bir şey vereceğim, buyurur. Ey Rabbimiz! Bundan da üstün ne var? derler. Allah Teala: Benim rızam! Artık bundan sonra ebediyen size kızmam (gadap etmem)," buyurur.



[40] Şüphe yok ki Allah zerre kadar haksızlık etmez. (Kulun yaptığı iş, eğer bir kötülük ise, onun cezasını adaletle verir.) İyilik olursa onu katlar (kat kat arttırır), kendinden de büyük mükâfat verir.


[41] Her bir ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onlara şahit olarak gösterdiğimiz zaman halleri nice olacak!


[42] Küfür yoluna sapıp peygamberi dinlemeyenler o gün yerin dibine batırılmayı temenni ederler ve Allah'tan hiçbir haberi gizleyemezler.


[43] Ey iman edenler! Siz sarhoş iken -ne söylediğinizi bilinceye kadar- cünüp iken de -yolcu olan müstesna- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya bir yolculuk üzerinde bulunursanız, yahut sizden biriniz ayak yolundan gelirse, yahut kadınlara dokunup da (bu durumlarda) su bulamamışsanız o zaman temiz bir toprakla teyemmüm edin: Yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz Allah çok affedici ve bağışlayıcıdır.

O Allah führe mich auf dem Weg der Weisen!

«« Evlilik
 Sprung  
Haftungshinweis: Trotz sorgfältiger inhaltlicher Kontrolle übernehmen wir keine Haftung für die Inhalte externer Links. Für den Inhalt der verlinkten Seiten sind ausschließlich deren Betreiber haftbar.
Xobor Forum Software von Xobor.de
Einfach ein Forum erstellen